20 Yanvar: Esaretin Kırıldığı Geceden Tam Egemenliğe

19.01.2026 14:27     Sosreaksiya     264

1990’ın o kanlı gecesinde tankların paletleri altında ezilmek istenen, sadece bir halk değil; Sovyetlerin "hortlak" sanıp korktuğu 1918'in ölümsüz ruhuydu. 20 Yanvar'da kırılan esaret prangası, bugün 2026’nın tam egemen Azerbaycan'ında, vatanın bütünlüğüyle taçlanan bir istiklal destanına dönüştü. Şimdi bu muazzam vuslatın ışığında, "Bütövlük" yolunda yürüme vaktidir.


"20 Yanvar: Bir milletin sinesindeki 'Ruhun' ete kemiğe büründüğü an." (Fotoğraf: Bakü, 20 Ocak 1990 - Şehitlerin Vedası)

 

2026 yılının bu vakur sabahında, Şehitler Hiyabanı’na vuran güneşin altında bir kez daha anlıyoruz ki; tarih sadece rakamlardan ibaret soğuk bir kronoloji değil, bir milletin sinesinde sakladığı o devasa "ruhun" uyanış hikâyesidir. Yıllarca süren fikrî müktesebatımızda her zaman altını çizdiğimiz gibi; "Rus Esaretinden Bağımsız Devlete" giden o çetin yol, aslında çocukluğumuzun o hüzünlü "esaret edebiyatını" nasıl bir "istiklal destanına" dönüştürdüğümüzün öyküsüdür.

Bizler, Stalin faşizminin kopardığı fırtınada elinden obasından koparılan o ilk kuşağın; vatan sevgisini kulağımıza bir terennüm gibi fısıldadığı hazan çocuklarıydık. Yıllarca Aras’ın sularına "O gün gelecek mi?" diye mektuplar attık. Sovyet ideolojisinin 1918 ruhunu bir "hortlak" gibi görüp korktuğu o karanlık devirlerde, biz o korkulanın aslında sönmeyen bir "Ruh" olduğunu biliyor ve ona sarılmanın hayalini kuruyorduk. İşte o hayal, 1990’ın 20 Yanvar (Ocak) gecesinde, Bakü sokaklarında tankların paletleri altında ete kemiğe büründü.

20 Yanvar, sadece kanlı bir takvim yaprağı değildir. O gece, "milletleştirme" maskesiyle bizi özümüzden koparmaya çalışan o yapay kurgu paramparça olmuştur. Annelerimizin çeyiz sandıklarında sakladığı o üç renkli bayraklar meydanlara süzülürken, üzerine yıllardır kafa yorduğumuz o tarihsel mesnet, o gece ilk kez bu kadar gür bir sesle haykırıyordu: Biz varız, buradayız ve bağımsızız!

İlmî bir hakikat olarak biliyoruz ki; "Kutlu ölümler, kutlu doğumları müjdeler." Karanfiller o gece Karabağ’da boynu bükük kalacak Harıbülbül için ağlamıştı belki; ama o gözyaşları, otuz yıl sonra gelecek olan o muazzam vuslatın mürekkebi oldu. 2020’de başlayan ve bugün 2026’da tam bir egemenlik ve toprak bütünlüğüyle taçlanan o zafer, 20 Yanvar’da Bakü’de atılan o ilk adımın nihai tescilidir.

Artık "hayaletlerle" savaşmıyoruz; artık "esaret edebiyatı" yapmıyoruz. Bugün, o gün sandıklardan çıkan bayrağın gölgesinde; rüştünü ispat etmiş, öz güveni yüksek, tam bağımsız bir medeniyetin her ne kadar koparılmış olsa da kalbi vatanla atan bir evladı olarak yürüyoruz. 20 Yanvar’da toprağa düşen her bir fidan, bugün Karabağ’ın yaylalarında özgürce açan Harıbülbüllere dönüştü.

Ey ölümsüz şüheda! Sizin bıraktığınız o bağımsızlık mirası, bugün "bir millet, iki devlet" iradesiyle perçinlenmiş, tarihsel hakikatlerin ışığında sonsuza dek mühürlenmiştir. O beklediğimiz "Gün" artık bir hayal değil; Şuşa’da rüzgârla dans eden üç renkli bayrağımızın ta kendisidir.

Ruhunuz şad olsun. Emanetiniz emin ellerde, "O Gün" artık ebediyettir. Vatanın toprak bütünlüğü sağlanmıştır; şimdi sıra BÜTÖVlüğünde...

Mehmed Giyas Azeritürk

Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu genel başkanı

 

Reaksiya.az

 

 

Şərhlər